Telefonlakonuşurken karşı tarafa cızırtı gidiyor sorunu aynı zamanda sesli görüşmelerin yarıda kesilmesine neden olur. Karşı tarafa giden cızırtı ve buna benzer sesler nedeniyle konuşmalar tam olarak anlaşılamaz ve bunun sonucunda ise oldukça sağlıklı bir görüşme gerçekleşir. TelefondaKonuşurken Karşı Tarafın Sesi Gelmiyor. Telefonda konuşurken karşı tarafın sesi gelmiyor şikayeti, hemen hemen her marka ve model telefonlarda görülebilmektedir. Son derece sık karşılaşılan bu durum nedeniyle kullanıcılar oldukça zor durumda kalabilmektedir. Kullanıcıları son derece zor durumda bırakan bu sorun Kadınlardavajinit (vajina iltihabı) yaparak vajinal akıntı oluşturan jinekolojik hastalıklar: Bakteriyel vaginosis (Gardnerella vaginiti, non-spesifik vajinit): Kokulu vajinal akıntının olması bakteryel vajinoz hastalığı için tipik bir bulgu olarak kabul edilmektedir. Mantar enfeksiyonları (Vajinal mantar enfeksiyonları Memekanseri teşhisi için doktora gitmenize gerek yoktur. Düzenli olarak kendinizi muayene edebilirsiniz. Göğüs veya koltuk altı bölgesinde ele gelen şişlik, meme başından akıntı gelmesi gibi belirtilerinden birisine sahip olduğunuz taktirde hemen bir doktora başvurmalısınız. erkeklerle arkadaş olmak günah mı, karşı cinsle konuşmak günah mı, erkekle konusmak gunahmi Bu kategoride yer alan Vajinadan gelen akıntı abdest bozar mı başlıklı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz. karşı cinsle samimi arkadaşlık kuramama. şükela: tümü | bugün. böyle bir problem var , en azından benim için var ve can sıkıyor , tanışıyorsun karşı cinsten birisiyle iyi güzel samimi ,frekanslar benzer gel gelelim 1 hafta sonra selam verdiğinde görüp geri donmemeler veya ben seninle arkadaş olmak istememler falan neden wFAbK5. Birinden hoşlanmak yaşanılan en güzel duygulardandır. Ancak; bu duygu, tanınmayan birine hissedildiğinde iş biraz zorlaşır. Hoşlanılan kişiye, ulaşmak ve onunla iletişim kurmak en zorudur. Tanışmak kelimesi kulağa basit gelse de çoğu zaman uygulama da o kadar değildir. Özellikle bazıları için tanışmak işin en zor kısmıdır. Bu noktada; kişinin izlemesi gereken yöntemler önem kazanır. Yöntemler bilindikten sonra karşı cinsle tanışmanın ne kadar kolay olduğu görülüyor Yöntemler, her zaman etkilidir. Karşı cinsle tanışma konusunda neler yapılabilir ya da hangi yöntemler etkilidir? Sorularının cevapları sizler için derlendi. Günümüzde iletişimin en kolay yolu internettir. İnternet üzerinde istenilen herkesle rahat bir şekilde iletişim kurmak mümkün. Artık; akıllı telefonlar sayesinde her an irtibat kurulabiliyor. Adı soyadı bilinen karşı cinsi internetten bulmak oldukça kolay. İnternet üzerinden kolayca tanışılıp güzel ilişki, aşk ve birlikteliklere yelken açılabilir. Özellikle utangaç, sıkılgan ve reddedilme korkusu taşıyanlar için internet kurtarıcıdır. Elbette, heyecanlı kişiler için de internette tanışmak çok daha rahattır. Zira, ilk sohbet internette yapıldıktan sonra yüz yüze gelmek çoğu insanın tercihi. Tanışma internet üzerinden çok daha akıcı ve hızlı bir şekilde gerçekleşir. Sosyal Ortamda Tanışmak En iyi tanışma yöntemlerinden biri de sosyal ortamlardır. Sosyal ortamlar, yeni arkadaşlıklar ve tanışmalar en ideal ortamlardır. Müzik, dil, dans ya da hobi kursları, okul, dershane ya da iş ortamları tanışmalar için uygun zemini oluşturur. İnsanlar bu ortamlarda sürekli birbirlerini görürler. Bu göz aşinalığı insanları farkında olmadan birbirine yakınlaştırır. Bunun yanı sıra; aynı ortamda bulunmak kişilerin ortak paydada buluşması gibidir. Burada, hoşlanılan karşı cinsle tanışmak için bir çok bahane kolaylıkla bulunur. Sosyal ortamlarda çok zaman geçirilmesi de tanışmalar için bir avantajdır. Sosyal Ortam Dışında Tanışmak Sosyal ortam dışında tanışmak da bir yöntem. Hoşlanılan kişinin, gün içindeki aktivitelerinden haberdar olarak o aktivitelere dahil olunabilir. Söz gelimi; karşı cins sinemayı çok seviyorsa sinema bir seçenek olabilir. Kütüphane, tiyatro ya da aynı otobüs durağı bile olabilir. Sürekli aynı yerlerde tesadüf gibi karşılaşmak kişiyle tanışmak için mükemmel bir fırsat. bunu yapan erkeklerin zihniyeti şudur kalınlık=karizma. bu kadar basit kardeşim... nah bu kadar basit!!! nereye basit, nasıl basit?şimdi efendim, erkek karşı cinsle konuşurkene gönlüne sultan, derdine derman, dünyasına hükümran etmek istediği cins-i latifi türlü yollarla etkilemek ister, hepinizin malumu olduğu üzere. etkileyici bir ses tonu yoksa biraz kalın, tok bir ses tonu ile, kendinden çok emin bir tonda konuşmak, muhabbetten muhabbete koşmak ister. haaa...işte orda dur kardeşim!şu fani gözlerim nice yiğidin bu çabaları yüzünden şizofren olduğunu, tarumar olduğunu gördü. kızla konuşurken bir cihan ünal, bir rutkay aziz, yeri gelirse "ben çok acayibim be" tadında bir okan bayülgen tonu yakalamaya çalışan adam gördüm. ne yalan söyleyeyim ben de yaptım böyle şeyler ilk gençlik yıllarımda... en boktan diyaloglarda bile nasıl kasıntı, nasıl yapay, nasıl ucubik bir ses tonu, aman yarabbi. örneğimize bakalımkız bık bık bık.... ya yok işte okul bitecek herhalde bu dönem ama bir ders var tam üç kere kaldım... çalışmıyorum bir türlüeee....sahte okan bayülken/rutkay aziz/ cihan ünal/çetin tekindor/haluk bilginer ses tonu kullanan genco zor bir ders herhalde baya....bak bak bak... lafa bak... dünyanın sırrını çözdü sanki...nasıl kasılıyor? tek tek vurguluyor her sözcüğü, özenle dokunuyor her harfe, elleriyle örüyor-öpüp-okşuyor ses telinden süzülen her nağmeyi.... peki kız tuvalete gidince ne oluyor? delüğanlımız, hemen cancişini arıyor, hem son dakika gelişmelerini veriyor, hem de ortamdakilere "aslında benim çevremde sadece bu kız yok, çok yoğun bir insanım ben" mesajı veriyor, hemi de buluşma gerilimini atmaya çalışıyor bir dost sesi duyarak...ses tonu bu sefer öyle mi? burayı erman toroğlu'nun şansal abi'ye soru sorduğu tarzda sordum... ha değil... peki nasıl?tıpkı bir güllü yeğen erhan gibi. aynen o tonda, o frekansta"polat abi, bizim kızlayım, iyi gidiyor iyi...."e ne oldu? az önce rutkay aziz'din o kadife ses tonunla, hulyo iglesyastın babalarımızın-annelerimizin sevdiği, çetin tekindor'dun kirlenmek güzeldir diyen, cihan ünal'dın... ne oldu a ibiş? güllü erhan oldun saniyesinde... diyeceğim odur ki karşı cinsle konuşurken karizmatik olmak için ses tonunu kalınlaştıran erkek eninde sonunda açık verir. hiç zorlamamalı. kızlar size de bir çift lafım var bu türden cebelleşmeler içinde olan erkeğinizi kınamayın n'olur... unutmayın ki o sizin gönlünüzde sıcak bir yuva istiyor kendisine... unutmayın ki o incik bincik tırroş ses tonunu kalınlaştırması hep sizin gözünüzde prim yapma arzusundan.... ve unutmayınsevgi anlaşmak değildir, nedensiz de sevilir... - bu maceranın sonu- Telefonda Kiz arkadasimla konusurken sivi geliyor 1 Cevapla 28, Haziran, 2018 dralihatay cevapladı Merhabalar Öncelikle Geçmiş olsun; Bu akıntı mezi veya zevk suyu, heyecan suyu dediğimiz akıntıdır. Normal fizyolojik bir akıntı olup bir hastalığı göstermez. Bu salgıyı kesmenin çaresi ve ilacı, tedavisi yoktur. Çünkü normal fizyolojik akıntıdır. Karşı cinsle yakın temas, hatta düşünme sonucu bile olur. Aynı güzel bir yemeğin görülmesi veya düşünülmesi nasıl ağız sulanması yapıyorsa bu akıntıda böyledir. Salya gibi beyaz berrak ve incedir. Aynı nezledeki sümük gibidir. Miktarı da azdır. Cinsel birleşmeden önce ve cinsel haz duyulunca gelir. Büyük tuvalet sırasında ve ıkınma sıkınmalar sırasında da gelebilir. Sebebi cinsel birleşme sırasında kayganlaşmayı sağlamaktır. Bu akıntı olmasaydı cinsel birleşme çok zor olur ve insanlara acı verirdi. Bir zararı yoktur. Sadece can sıkıcı bir durumdur. Belsoğukluğu ile alâkası yoktur. Meni değildir. Çünkü meni daha kalın, koyu ve zevkle gelir. Namaz kılanlar için not Bu akıntı sadece namaz abdestini bozar. Namaz için külotu değiştirmek gerekir. Meni olmadığı için gusül abdesti almak gerekmez. Allah'tan Sağlık, Şifa ve afiyetler dilerim. "ALLAH RAZI OLSUN" demeniz benim için yeterlidir. YAZILARIM ve MAKALELERİM Sevgili hasta ve okuyucularım Merhabalar; Önemli bulduğum konuları sizler için bir araya topladım. Bu yazılar benim tecrübe ve bilgilerim sonucu yazılmış, siz hastalarımın bilgisine sunulmuştur. - pardon, bi saatiniz varmıydı acaba?- yok!- yarım saat de olur, hatta 15 hö? ne? bkz kızlarda gec dusen jetonööyyyk. -selam naber?+selam..-asl?+e h e biri tanışma heveslisi, diğeri işbirlikçisi olmak üzere iki kişi konuşmaktadır, hedef konuşmaları duyabilecek şekilde konuşlanmıştır1- yok abi o değil diyorum..2- o ya.. baksana kaş, göz. aynı. kesin eminim ya hayır o daha uzun boyluydu sankibu noktada dişi kişi kıllanır, bir iki bakış atar ama pek aldırış etmez2- ya her iddiasına varım o. gidip sorucam.2 dişinin yanına gider2- ya afedersin. sen şu starın güzellik yarışmasında 2. olan kız değil misin?dişi- kızarır, utanır, şımarır hihi..yok hayır, benzettiniz sanırım..smileyler havada uçuşur2- evet, düşündüm de sen daha güzelsin zaten ve akabinde akşam yemeği[başarı yüzdesi % dişi dondurma yerken yanına gidilir-yalayabilirmiyim-hayır- o zaman dondurmandan yüzdesi %0] + merhaba, daha once tani$madik ama bu tani$mamiza nasil engel olabilir dunyanin bile giderek kureselle$tigi bir donemde?- ha?+ yani diyorum ki pekos bill nasil da dovdu o kizilderilileri helal olsun ya bu sacma laflarla bir yere varmayi umuyor musun cidden?+ ba$ka onerilerin varsa dinlemeye hazirim ?- mavi yuzdesini bilemiyorum.. olay bir universite hazirlik kursunda geciyor. kiz o kadar sirinki dersanede erkek hocalar bile onu kesiyor. sirin oldugu kadar da soguk. hatta buzdolabi diyesim var. ve olaylar gelisir...- merhaba... tanisabilir miyiz?- nerden esti?- eeee.. seyyy... kuzeyden desem?kapi acik, arkani don ve cik tanıtıldıktan sonra da yapılan ilginç diyaloglara sahne olabilen platform- tanıştığımıza memnun tamam dalgınlık eseri söylenebilindiği görülmüş bir kelimedir -afedersiniz cantaniz acik kalmis..-evet. - merhaba siz buraya sık sık gelir misiniz?- hayır- biliyodum zaten. sizi daha önce görmüş olsam unutamazdım ki. - pardon atesinizi kullanabilir miyim?- fazla sigaraniz varsa alabilir miyim?- bilmemne ne tarafta? ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Değerli Ziyaretçilerimiz ve Anne Adaylarımız. Sizler tarafından tarafımıza bir çok soru gelmektedir. Özelden gönderdiğiniz mesajları hızlı takip edemiyoruz ve moderatörlerimiz göremiyor. Soru ve sorunlarınızı lütfen forum bölümünden bizlere iletin ki hem moderatörlerimiz hem de uzmanlarımız rahatlıkla takip edip cevaplayabilsin. ANNEMCE FORUMA GİTMEK İÇİN TIKLAYIN İçindekiler1 Basit sorulara basit yanıtlar2 Çocukla rahat bir dille konuşmak3 Sembolik kelimeler kullanmayın4 Yaş ilerledikçe, edinilen bilgiler de artar5 Çocuğa uygun bir dille açıklamak6 Bazı çocuklar hiçbir zaman meraklı sorular sormazlar. Böyle bir soruyu bir gün mutlaka her çocuk sorar. Ve yaşları ne kadar küçük olursa olsun, mutlaka bir cevap almaları gerekir. Çünkü çocuklar ancak bu yolla anne babalarıyla cinsellik ve aşk üzerine konuşma cesaretini bulurlar. Birçok anne baba çocuklarını çok küçük yaşlardan itibaren yönlendirmeye çalışır. Örneğin, bebek henüz anne karnındayken, daha zeki olması için klasik müzik dinletilir. Veya dünyaya gelir gelmez, dikkatini çekecek oyuncaklar ya da çıngıraklar verilir ellerine. Çocuğun yaşı ilerledikçe, ona ağaçları, çiçekleri, yıldızları gösterir ve anlatırız. Bütün bunları yaparken, çocuğun ne kadar istekli ya da meraklı olduğunu hiç düşünmeyiz, hatta sormayız bile. Çünkü aslında yapmak istediğimiz tek şey, onun daha çok şeyi bilmesidir. Peki, hiç ona aşkı veya sevgiyi açıklama gereği duyar mıyız? Genellikle anne babalar, kendi dünyalarında var olan kavram ve anlayışları çocuklarına yansıtırlar. Ve birçok anne baba, yaşamlarında hissettikleri sevgiyi, uygun bir dille çocuklarına aktarmak ister. Fakat bunun için çoğunlukla kelimeler yetersiz kalır. Çünkü soyut kavramları anlatmak, elle tutulur somut nesneleri anlatmaktan daha zordur. Ve sevgiyi anlatırken, hava durumundan söz eder gibi konuşmak elbette doğru olmaz. Basit sorulara basit yanıtlar Çocuğun ilk adımları veya sözcükleri gibi gelişim aşamalarına gösterdiğimiz hassasiyeti, cinsel ilgi ve sorularına da göstermemiz, sağlıklı bir gelişim için gereklidir. Çünkü cinsel konular ve aşk konuları, en az diğer bilgiler kadar önemlidir. Bu anlamda anne babalar çocuklarının cinsel konularda soru sormalarını güçleştirmekten öte, kolaylaştırmaları gerekir. Genellikle birçok anne babanın böyle konularda konuşmaktan hoşlanmamaları veya zorlanmalarının sebebi, kendi çocukluklarında da yanıtsız kalmalarıdır. Anne ve babaların çocukluklarında aldıkları, “Bu konuda konuşulmaz” veya “Bunun için daha çok küçüksün” gibi açıklamalar, onların sessiz kalmalarına neden olurdu. Böyle bir durum, yani çocuğun sorusunun yanıtsız kalması, günümüzde çok fazla yaşanmasa da, yine de çekimser davranan anne ve babalar var. Özellikle çocuğa hangi yaşta nelerin anlatılması gerektiği konularında hala belirsizlikler yaşanır. Uzmanlar; “Cinselliğin ve cinsel eğitimin belli bir yaşı yoktur. Çocuk konuya ne zaman ilgi duyuyorsa, o zaman başlamak gerekir” diyor ve devam ediyor “Genellikle cinsel konuya ilgi 2 – 3 yaşında başlar ve 4 – 5 yaşlarında artar.” Fakat bu konuda temel olarak şunu düşünmek gerekir, çocuğun yaşı ne kadar küçük olursa olsun, her sorusuna bir yanıt verilmelidir. Örneğin, kardeş bekleyen bazı 2,5 yaş çocukları, annesine kardeşinin nereden geleceği sorusunu sorabilir. Fakat buna belli bir yaş sınırlaması koymak zordur. Çünkü böyle bir soruyu çocuk 5 yaşına geldiğinde de sorabilir. Çocukla rahat bir dille konuşmak Çocuklarının sordukları sorulara cevap verebilmek için anne babaların detaylı ya da tıbbi bilgilere sahip olmaları gerekmez. Bunun için sadece bir cümleyle cevap vermeleri de yeterli olur “Bebekler annelerinin karnında büyür”, veya daha ayrıntılı olacaksa, “Bebekler önce gözle görülemeyecek kadar minik bir noktadır. Zamanla büyürler ve annelerin karınları şişer. Hatta bir süre sonra ayaklarını hareket etmeye bile başlarlar” gibi. Genellikle sorulan soruların kapsamı, çocuğun yaşıyla paralel olarak büyür. Çocukları cinsellik konusunda bilgilendirirken, aynı zamanda duyguları ve şefkati de dahil etmek gerekir. Bu durumun önemi, özellikle çocuksal merakın bebek sahibi olmaktan, cinsel yaşama yönelmeye başlamasıyla daha da artar. Çocuklar en geç ilkokul döneminde, döllenme ve bebek oluşumunun teknik açıklamalarıyla tatmin olmamaya başlarlar. Ve ayrıca en geç bu dönemde çocuğa cinsel ilişkinin bebek sahibi olmaktan daha yoğun bir konu olduğunu açıklamak gerekir. Yani, yetişkinlerin sadece bebek yapmak için değil, bundan hoşlandıkları için ve birbirlerini sevdikleri için cinselliği yaşadıklarını açıklamak doğru olur. Tabii burada genel bir soruyla karşılaşırız; bunu çocuğa nasıl ve hangi dille anlatmalı? Birçok anne baba çocuklarına böyle bir açıklama yapmaktan zorlanır. Ayrıca kullanılan kelimeler de bedensel sevgiyi uygun bir dille anlatmaya yeterli olmayabilir. Genellikle dilimizde, birlikte yatağa girmek veya yatmak kelimeleri sıkça kullanılır. Fakat bu tip ifadeler çocukları yeterince aydınlatmayabilir. Çünkü duydukları kelimelerle kafalarında uygun bir canlandırma yapamazlar. Büyük ihtimalle birlikte yatağa girmek ya da yatmak ifadeleri karşısında, kişilerin yatağa yatıp gözlerini kapattıklarını ve hiçbir şey yapmadıklarını hayal ederler. Doğal olarak bunun onlar için cinsellikle hiçbir ilgisi yoktur. Sembolik kelimeler kullanmayın İnsanların aralarında cinsellikle ilgili kullandıkları argo sözcükler de kulağa hoş gelen kelimeler değildir. Bazı çiftlerin kendi ilişkileri içinde değişik kelimeler türetmelerinin sebebi de buna bağlanabilir. Böylelikle yatakta yaşadıkları özel ilişkiyi tanımlarken, içine sevgiyi de dahil edebilirler. Eşler arasında ifade edilen bu “aile dili”ni, çocukla konuşurken kullanmak uygun olur. Eda Yelkenci, cinsellikle ilgili konuşurken nasıl davranılması gerektiğini şöyle sıralıyor; Beden bölümleri hakkında doğru adlar kullanmalısınız vajina, penis, testis gibi. Kesinlikle semboller kutu, kuku, çeşme gibi kullanmamalısınız. Çocuğa verilebilecek en önemli mesaj; cinsellik normal bir olaydır’ olmalı. Çocuğun cinsellik konusunda yaşadığı merakın ve hislerin, her çocukta benzer olduğunu, hatta çocukken anne ve babanın bile ayni şeyler hissettiğini ona anlatmalısınız. Böylece çocuğun suçluluk hissetmesi engellenmiş olur. Cinsel konularda konuşurken, sakin olmaya çalışmalısınız. Eğer konuşurken tedirginlik duyuyor, sakin olamıyorsanız, daha önce büyüklerinizin sizlerle bu konuda hiç konuşmadığını ve bu nedenle de nasıl konuşacağınızı bilemediğinizi söyleyebilirsiniz. Yaş ilerledikçe, edinilen bilgiler de artar Anne ve babalar çocuklarına, neden “sevişme” kelimesini kullanmayı tercih ettiklerini ve başka kişilerin neden daha farklı sözcükler kullandıklarını açıklamalılar. Çünkü çocuk ancak bu yolla bunun ayrımını yapabilir. Uzmanlar bu konuda şunu öneriyor; “Kulağa hoş gelmeyen argo kelimeler çocuktan gizlenmemeli, fakat kullanılmamalı da”. Çünkü çocuk, yaşıtlarının veya yetişkinlerin aralarında konuşurken kullandıkları bu kelimelerin ne anlama geldiğini anlamayabilir ve belki de kendini dışlanmış hisseder. Çocukların yaşları ilerledikçe, arkadaşları veya kardeşleriyle birlikte cinsellikle ilgili daha fazla bilgi alışverişinde bulunurlar. Dolayısıyla arkadaşlardan veya çevreden edinilen bu bilgilerin yanlış ya da eksik olma ihtimali de artar. Eğer çocuk evde hiç kullanılmayan argo kelimeler kullanıyorsa, bunu büyük olasılıkla arkadaşlarından veya okuldan edinmiştir. Peki, çocuğun argo kelimeler kullanması karşısında anne ve babalar nasıl bir tepki vermeliler? Bazı pedagoglar, anne ve babaların böyle durumlarda tepki vermemeleri gerektiğini vurguluyorlar. Çünkü uzmanlara göre, bu noktada özellikle anne ve babanın tepkisi çocuk için büyük bir anlam taşıyor. Fakat, eğer çocuğun kullandığı argo kelimeler rahatsız edici ve tepki uyandırıcıysa, çocuğa böyle sözcüklerin insanları incittiğini ve üzdüğünü açıklamak gerekir. Bu yolla çocuğun konuşması engellenmeden, sınırlar öğretilmiş olur. Bu önemlidir; çünkü çocukların özellikle evde, ailesi tarafından anlayışla karşılandığını bilmeye ve istediklerini sormaya ihtiyaçları vardır. Ayrıca anne ve babalar ancak bu yolla çocuklarının cinsellik ve sevgi üzerine meraklarını gidermiş olurlar. Çocuğa uygun bir dille açıklamak Anne ve babanın çocuklarına açıklayıcı davranmaları, bazen rahatsız edici durumlar da yaratabilir. Örneğin, çocuk bir aile toplantısında ya da kalabalık bir ortamda cinsellikle ilgili bir soru yöneltebilir. Böyle bir durumda anne ya da baba çocuğa hemen sessizce bir cevap verebilir veya bu konuda daha sonra konuşulması gerektiğini açıklayabilir. Çocuğun anne ve babasını cinsel ilişki esnasında görmesi, çoğunlukla çok rahatsız edicidir. Fakat, genellikle birçok anne baba böyle bir durumda hemen doğru tepkiyi verirler Yakınlaşmayı kesip çocuğa, anne ve babaların kendi aralarında kimseyle paylaşmak istemedikleri özel şeyler olduğunu ifade ederler. Bunun yanında, bazı anne ve babalar da böyle bir durumda konuşmaktan kaçınırlar. Fakat, daha sonra çocuğa şefkatle sarılmak, ona her şeyin yolunda olduğu sinyalini verir. Bazı çocuklar ertesi gün konuyla ilgili soru sorarlar, bazıları da sormaz. Soru sormaması üzerine anne ve babanın bir şeyleri açıklayıp, açıklamamaları onlara kalmıştır. Fakat uzmanlar böyle durumların, çocukla sevgi ve cinsellik üzerinde konuşmanın en iyi fırsat olduğunu belirtirler. Çocuğa, anne ve babanın birbirini çok sevdiğini ve bu nedenle bazen birbirlerine çok yakın olmak istediklerini anlatmak, çocuğun konuyu anlaması ve içinde tedirginlik yaşamaması için çok uygundur. Eda Yelkenci bu konuya şöyle bir ekleme yapıyor; “Birçok çocuk bu pozisyonda anne ve babanın birbirine zarar verdiğini ve incittiğini düşünebilir. Bundan dolayı da çok korkar”. Ayrıca çocuğa, kişinin sevdiği bir insanla bu kadar yakın olduğu zaman, kendini çok sıcak ve huzurlu hissettiğini de açıklamak doğru olur. Doğru zamanda doğru kelimeler Çocukların cinsel konularda bilgilenmeleri ve anne babaların çocuklarıyla bu konularda nasıl konuşacakları yönünde yazılmış kitaplar bulmak mümkün. Bu yolla anne ve babalar kendi bilgilerini artırarak, çocuklarının cinsel açıdan aydınlanmalarını yönlendirebilirler. Yapılan araştırmalarda, cinsellikle ilgili bilgileri annelerin babalardan çok daha iyi verdikleri ortaya çıkmıştır. Yine yapılan araştırmalara göre, en iyi cinsel eğitimin anne ve babalar tarafından verildiği saptanmış. Bazı çocuklar hiçbir zaman meraklı sorular sormazlar. Böyle durumlarda anne ve babalar soru sorulmasını bu konuyu şöyle bir açıklama getiriyor; “Genellikle çocuk sorduğu soruya cevap alamayacağını bildiği zaman soru sormaktan kaçınır. Fakat bu onların cinsellikle ilgilenmediklerini ya da merak etmediklerini göstermez. Anne ve babalar; aileye yeni bir bebeğin katılması, çocuğun yakın çevresinde gebe birinin olması veya bir gazete haberini, konuyu açmak için uygun bir fırsat olarak değerlendirmeliler”. Özellikle okul çağı çocuklarında bu mutlaka yapılmalıdır. Çünkü bazı çocuklar, çeşitli nedenlerden dolayı soru sormaktan çekinirler. Veya çarpık ve düzeltilmesi gereken bilgilerle, konuya hakim olduklarını düşünebilirler. İşte, özellikle böyle durumlarda konuyla ilgili aydınlatıcı kitaplar çok yararlı olabilir. Fakat seçilen kitabın çocuğun yaşına uygun olmasına dikkat etmek gerekir. Bu özellikle çocuğu korkutmamak ya da erken uyarmamak açısından çok önemlidir. Böyle kaynaklardan yararlanmanın iki avantajı vardır Cinsellik konusunda çekinen anne ve babalar, çocuklarına çizimli kitaplar vererek, açıklama yapmaktan kurtulabilirler. Çocuklar bu kitaplara bakarken, anne ve babalar onlara belirli sorular sorarak, çocuğun neler bildiğini ve nasıl terimler kullandığını öğrenebilirler. Cinsel konularda bilgili olan çocuklar gerekli durumlarda daha bilinçli davranırlar. Yani, cinselliği bir tabu olarak görmeyen çocuklar, her zaman daha akılcı ve olgun kararlar alabilirler. Böylelikle kendi cinsleri ve karşı cinsle çok daha iyi iletişim kuracaklardır. Aslında sağlıklı anne, baba ve çocuk ilişkisinde çocuğa bilinçsizce cinsel eğitim verilir. Çünkü her öpücük, her sarılma çocuğa şefkat duygusunu aşılar. Tartışmalardan sonra olayları yatıştırmak da, çocuğa sorunları çözmeyi öğretir. Bütün bunlar da çocuk için iyi bir cinsel eğitimdir. Unutmamak gerekir ki, sevgi kelimelerle veya kitaplarla öğretilmez. Sağlıcakla Kalın. Beğendiyseniz Yıldız Vermeyi Unutmayın!

karşı cinsle konuşurken akıntı gelmesi