Âliİmrân Suresi 173. Ayet Bismillahirrahmanirrahim Fazileti Peygamberimiz (s.a.s.) A lâ sûresini çok severdi. Vitir namazında çoğunlukla birinci rekatta bu sûreyi, ikinci rekatta Kâfirûn sûresini üçüncü rekatta ise İhlâs ve Muavvizeteyn i okurdu. Bayram ve Cuma namazlarında da bu sûreyi sık sık okudukları rivayet
Buçalışmamızda Kur’an-ı Kerim’in ışığı ve kılavuzluğunda İmam Ali'nin esrar perdelerini aralamaya çalışacağız. Hedefimiz, taraftarlarının korkulandan, düşmanlarının da düşmanlıklarından dolayı gizledikleri bu hakikatleri gün ışığına çıkartarak, hak ve hakikate susamış hak aşığı, gerçek gönül erbabını, bu zülal ve pak suyla kani etmektir.
1 allah her sıkıntıdan sonra kolaylık lütfedecektir. 2- yüzlerin sıkıntısı hayy-ı kayyûm içindir. 3- allah size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. 4- allah tövbeleri çok kabul edici ve kullarına çok merhamet edicidir. 5- muhakkak ki, allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. 6- muhakkak ki, allah her şeye gücü yettiği halde çok
Devamladedi ki: "Kim sana derse ki Muhammed yarın olacak şeyi bilir, yalan söylemiştir. Zira ayet-i kerimede (mealen): "Hiçbir nefis yarın ne kesbedeceğini bilemez" (Lokman 34) buyrulmuştur. Kim sana "Muhammed'in vahiyden birşey gizlediğini söylerse o da yalan söylemiştir. Çünkü ayet-i kerimede (Mealen): "Ey Peygamber!
MutluluğunŞifresi > Dualar > Ali İmran Suresini Okumanın Fazileti. sponsor reklam. Okunuşu :”Bismillahirrahmanirrahıym.Ve ilahüküm ilahün illa hüver rahmanür rahıym. Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyüm.”. Manası: Hepinizin ilahı bir ilahtır.Ondan başka ilah yoktur.O Rahmandır,Rahıym’dir.
Faziletleri23 Mübahele Olayına Katılması 25 İman ve İbadeti 26 Bağış ve Cömertliği 27 Kadir Gecesine Önem Vermesi 28 Duanın İsticabet Vaktini Gözetmesi 29 Topraktan Olan Tesbihi 29 Doğruluk ve Sadakati 29 Resulullah (s.a.a)’e Benzerliği 30 Meleklerin O’nunla Konuşması 30 Çok Ağlayanlardan Biri Olması 30 Masumiyeti 31
QbUqnJy. 3-ÂLİ İMRÂN 9. Ayet رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîhfîhî, innallâhe lâ yuhliful mîâdmîâde. Bayraktar Bayraklı Rabbimiz! Geleceğinde şüphe olmayan bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah, asla sözünden dönmez. Edip Yüksel “Efendimiz, gerçekleşmesi kuşku götürmeyen günde insanları toplayacak olan sensin.” ALLAH sözünden dönmez. Erhan Aktaş “Rabb’imiz! Sen, geleceğinden kuşku olmayan günde, insanları toplayacaksın. Kuşkusuz, Allah sözünden dönmez. Muhammed Esed "Ey Rabbimiz! Geleceğine hiç şüphe olmayan o Gün'ü görüp yaşamaları için mutlaka insanlığı bir araya toplayacaksın Allah vaadini yerine getirmekten asla kaçınmaz." Mustafa İslamoğlu "Rabbimiz! Geleceğinden kuşku duyulmayan o günde Sen insanlığı bir araya toplayacaksın! Çünkü Allah vaadinden asla dönmez." Süleyman Ateş "Rabbimiz, sen mutlaka insanları, asla şüphe olmayan bir günde toplayacaksın." Allâh sözünden dönmez. Süleymaniye Vakfı Sahibimiz! Geleceğinde şüphe olmayan bir günde, insanları bir araya getirecek olan da Sen'sin. Sen[*] sözünden dönmezsin. [*] Arap edebiyatında iltifat sanatı vardır, anlatımı canlı tutmak ve konunun önemini vurgulamak için sözün akışı beklenmedik bir şekilde değiştirilerek üçüncü şahıstan birinci şahsa, ikinci şahıstan birinci veya üçüncü şahsa, birinci şahıstan ikinci veya üçüncü şahsa vs. geçilir. Geçmiş zamandan şimdiki veya gelecek zamana; gelecek zamandan geçmiş zamana ya da geçmiş zamandan emir kipine geçiş yapılabilir. Türkçede bu sanat olmadığından bu gibi ifadeler bir Türk’ü şaşırtır. Burada olduğu gibi birçok âyete, bu sanat yok sayılarak meâl verilmiştir. Yaşar Nuri Öztürk Ey Rabbimiz! Sen Câmî'sin; insanları varlığında kuşku bulunmayan bir günde mutlaka toplayacaksın. Allah, sözünü yerine getireceği yer ve zamanı asla şaşırmaz. Ayetin Tefsiri MEAL 9. "Rabbimiz! Geleceğinden kuşku duyulmayan o günde Sen insanlığı bir araya toplayacaksın! Çünkü Allah vaadinden asla dönmez."7 8-9. İşte böyleleri Allah'a şöyle niyaz ederler "Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi hak ve hakikatten saptırma. Bize rahmet ve merhametini lütfet. Şüphesiz sen sınırsız lütuf sahibisin. Rabbimiz! Gün gelecek, sen bütün insanları huzurunda bir araya toplayacaksın. Bunda hiç şüphe yok! Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. 9. “Rabbimiz! Doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde, insanları toplayacak olan Sensin. Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz.” 8-9. Yüce rabbimiz! Bizi tevhit dininde sebat etme hususunda muvaffak kıl! Kur’an’ın apaçık tevhit mesajını göz ardı eden, gayba dair meseleleri dillerine dolayıp insanları tevhitten saptırmaya çalışanlardan eyleme! Tevhide sadakatle bağlı kalma hususunda bizden lutfunu ve merhametini esirgeme! Zira bizi, buna muvaffak kılacak olan yalnızca senin rahmetindir. Haklarında hüküm vermek üzere herkesi huzurunda toplayacağın mahşer gününde, tevhide iman edip elçine tâbi olanların günahlarını bağışlayacağına dair vaadine bizi de mazhar kıl! Bizi bu lutfa lâyık kılacak ameller işlemeye muvaffak eyle! Biliyor ve inanıyoruz ki sen vaadinden dönmezsin!" H,E;M,C TEFSİR Önceki âyette Allah tarafından bildirilenlere inanma konusunda mutlak bir teslimiyet tavrı gösteren müminler övüldükten sonra burada onların içtenlikle yakarışlarına değinilmekte ve hidayete erişebilmenin de hidayette kalmanın da Allah’ın lutfuyla olduğuna inanmak gerektiğine işaret edilmektedir. Bazı müfessirlere göre yüce Allah önceki âyette iki zıt tutuma temas ettikten sonra burada hak yol üzere kalabilmek için müminlerin nasıl dua etmeleri gerektiğini öğretmektedir. İmana da küfre de yönelmeye elverişli olan kalbin bunlardan birine yönelişi bunu meydana getiren bir sebep ve iradeye bağlıdır. Ehl-i sünnet’e göre, dünya hayatında bir sınav içinde bulunan kulun cüz’î iradesini hangi yönde kullandığı onun sorumluluğu açısından önem taşımakla beraber, sonuçları yaratan küllî iradenin yüce Allah’a ait olduğu unutulmamalıdır. Şayet bu noktada ilâhî lutuf göz önüne alınmayıp kulun her sonucu kendi iradesiyle meydana getirebileceği kabul edilirse kulluğun ve Allah’a yalvarmanın anlamı kalmaz, her insan hidayeti kendisinin güvence altına alabileceği bir pâye olarak görmeye başlar. Bu sebeple âyet-i kerîmede hidayetin yüce Allah’tan geldiğine dikkat çekilmektedir. Nitekim Hz. Peygamber’in, “Ey kalplere yön veren Allahım! Kalbimi senin dinin üzere sabit kıl!” şeklinde dua ettiği ve ardından bu âyeti 8. âyet okuduğu rivayet edilmiştir Tirmizî, “Kader”, 7, “Daavât”, 89, 124; İbn Mâce, “Duâ”, 2. Yine âyetten anlaşıldığına göre gerçek mânada kulluk, sadece meselâ bir iş ilişkisinde olduğu gibi Allah’ın buyruklarını yapıp yasaklarından kaçınmaktan yani şeklî bir görevden ibaret olmayıp kişinin her an Allah’ın lutfuna muhtaç bulunduğunun bilincinde olması ve vazifelerini bu bilinç içinde yerine getirmesidir. DİYANET T. İşte bilgide derinleşmiş olanların Rabblerine karşı tavırları budur; ve zaten imanla uyum içinde olan da bu tavırdır. Bu tavır, kişinin Allah'ın sözüne ve va'dine gönül huzuru ile bağlılığından, O'nun sözüne ve va'dine güveninden, O'nun rahmetini ve iyiliğini tanımasından, aynı zamanda O'nun değişmez kazasından ve gözle görülmez kaderinden korkmasından, imanın bir sonucu olan kalpdeki takvadan, duyarlılıktan ve uyanıklıktan kaynaklanır. Artık böyle bir gönülde ne gece ne de gündüz dalgınlığa, duyarsızlığa ve unutkanlığa yer yoktur. İmanlı bir gönül, sapıklıktan sonra ulaştığı hidayetin, karanlıktan sonra net olarak görmenin, yolunu şaşırdıktan sonra doğru yolu bulmanın, geçirdiği depresyondan sonra gönül huzuru ile Hakk'a varmanın, kullara kulluktan kurtulup yalnız Allah'a kulluğun ve basit uğraşlarla bir süre vaktini öldürdükten sonra yüce ve üstün uğraşlara kavuşmanın değerini idrak eder... Bu olgunluğa eren kişi, tüm bu nimetlerin iman sayesinde Allah'tan geldiğini kavrar. Aydınlık, dosdoğru bir yolda yürümekte olan bir yolcu, nasıl karanlık, dolambaçlı yollara düşmekten korkar, gölgenin serinliğini tadan biri nasıl tekrar kavurucu, kızgın çöllerde öğle sıcağında yola çıkmaktan kaçınırsa, bu kişi de tekrar sapıklığa dönüş yapmaktan böyle korkar. İmanın güzelliğinde öyle bir tatlılık vardır ki, sapıklığın çilesini ve acı bedbahtlığını tadanlardan başkası onu kavrayamaz. İmanın verdiği gönül huzurunda öyle bir haz var ki, azgınlık ve sapıklık batağında sürünmüş olandan başkası onu algılayamaz! İşte müminler şu sükûnet dolu dua ile Rabblerine yönelirler "Ey Rabbimiz bizleri doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi kaydırma." Sapıklıktan sonra birden hidayet ile kendilerine yönelen ve böyle iman gibi paha biçilmez bağışta bulunan Allah'ın rahmetine talib olurlar"Bize katından rahmet bağışla, kuşkusuz sen bağışı bol olansın."Onlar, imanlarının ilhamı ile Allah'ın rahmeti ve iyiliği olmadan kendilerinin hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini bilirler. Hatta onlar kendi kalplerine bile hâkim olamazlar; o kalpler de Allah'ın elindedir. Bundan dolayı dua ile O'na yönelerek kurtuluş ve yardımını esirgememesini talep ederler. Hz. Aişe bir rivayetinde diyor ki "Resulullah salât ve selâm üzerine olsun çoğu zaman şöyle dua ederdi; 'Ey kalpleri istediği yöne çeviren Allah'ım, kalbimi kendi dinin üzere sağlamlaştır.' 'Ey Allah'ın elçisi bu duayı ne de çok yapıyorsun' dedim. 'Her kalp, Rahman'ın parmaklarından iki parmak arasındadır. O kalbi doğrultmayı dilerse doğrultur, saptırmak isterse saptırır' buyurdu " Allah'ın dilemesini bu ölçüde kavrayabilmiş bir kalp, ısrarla Allah'ın himayesine girmek ve ona tutunmak için çabalar, kendisine bağışlanan iman nimetinin elinden çıkmaması için O'na yönelip dua etmekten başka çaresi olmadığının bilincine varır! Ey bizim Rabbimiz muhakkak ki sen kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Kıyâmet gününde, diriliş gününde, hesap kitap gününde hiçbir şüphe yoktur. Şüphesiz ki sen vadinden dönmeyensin, sözünü mutlaka yerine getirensin ya Rabbi. İşte bir dua modeli. Rabbimizin seçtiği, beğendiği, ey kullarım işte bana böylece dua edin diye kitabında öğrettiği, öğütlediği bir dua modeli. Önceki âyetteki dua modeliyle birlikte söyleyecek olursak, Rabbimizin bize öğrettiği bu dua modelinin ilkinde yaşadığımız şu dünya hayatında müslümanca, hidâyet üzere, sırat-ı müstakim üzere olmayı ve sapmadan, sapıtmadan bu yolda yürümeyi Rabbimizden istememiz öğütlenirken ki bu daha önce de söylediğimiz gibi Fâtiha’da da her gün defalarca Rabbimizden istediğimiz bir duadır, ikincisi de yakînen inandığımız, yüzde yüzden de öte inandığımız toplanma gününde, hesap-kitap gününde bizi dünyada yaşadığımız sırat üzere, İslâm üzere haşret. Bizi rahmetine erdir, bizi cennetine ulaştır anlamına bir dua. İşte müslümanlar gerçekten her iki konuda da, yâni dünyada müslümanca bir hayat yaşama konusunda da, âhirette yaşadıkları bu hayatın devamı olan cennete ve rahmete ulaşma konusunda da Rablerine muhtaç olduklarının, Rablerinin rahmeti olmadan her ikisine de ulaşamayacaklarının şuuru içinde dua dua Rablerine yalvarıp yakarırlar. Bir ömür boyu Rablerine bir dua hayatı yaşarlar. Ve bundan sonra bir savaş konusu gündeme gelecek. Müslümanlar böyle bir kulluk, böyle bir dua hayatı yaşarlarken birden bire bir savaş ortamında bulurlar kendilerini. Çünkü onların hayatlarını belirleyen kendileri değil Allah’tır. Dünyada Allah için ve Allah’ın belirlediği yasalarla bir hayat yaşayan, Rablerinin tüm emirlerine, arzularına teslim olmuş, iradelerini Rablerine teslim etmiş, Rablerinin seçimini kendileri için seçim kabul etmiş müslümanlar elbette ki kendilerinin tamamen aksine Allah’ı ve O’nun dinini kabul etmeyen, Allah’tan gelen hayat programını kabul etmeyen, kendi hevâ ve heveslerince bir hayat yaşamak isteyen kâfirlerle karşı karşıya geleceklerdir. Biz ne Allah’ı, ne O’nun kitaplarını, ne O’nun elçilerini kabul etmiyoruz. Biz kendi hayatımızı kendimiz yaşarız. Kendi hayat programımızı kendimiz belirleriz. Kendi kitabımızı kendimiz yazarız. Kendi İlâhımızı kendimiz seçeriz. Kendi örneklerimizi, kendi peygamberlerimizi kendimiz seçeriz. Kendi hukukumuzu kendimiz yaparız diyen kâfirlerle müslümanlar elbette karşı karşıya geleceklerdir. Bu kaçınılmazdır. Çünkü yeryüzünde kâfirler, sırf Allah’a iman ettikleri için Müslümanlardan nefret etmektedir. Öyleyse bilelim ki küfürle iman ehli arasındaki savaş kıyâmete kadar sürecektir. Yeryüzünde küfür ve iman taraftarı olduğu sürece bu savaş asla bitmeyecektir. Müslümanlar bu savaştan çekilseler bile, hak bâtılla mücâdeleye girmekten vazgeçse bile bâtıl onları yok edinceye kadar bu savaşı sürdürecektir. İmanla küfür tıpkı geceyle gündüz gibidir. Birinin varlığı diğerinin yokluğuna bağlıdır. Onun içindir ki dün de, bugün de kâfir budur. Eğer ellerinden gelse, güçleri yetse, yeryüzünde bir tek müslüman kalmayacak biçimde sizleri dinlerinizden döndürmeye ve sizi yok etmeye çalışırlar. Yeryüzü kâfirlerinin hepsi yeryüzünde müslümanın varlığına asla tahammül edemezler. Hattâ bu kâfirler işte görüyoruz, İslâm’ı hiç bilmeyen, tanımayan sadece adı müslüman olan, sadece atalarından kalma bir kısım âdetleri din diye yaşamaya çalışan insanlara bile tahammül edemiyorlar. Adı Ahmed, Mehmed gibi müslüman adı olan, ama kafası demokrat ve laik olan insanların varlığına bile tahammülleri yoktur. Yıllardır dünyanın her yerinde müslüman kanı döküyorlar kâfirler. Müslümanlar onlardan bir tek kâfiri öldürdüğü zaman hemen feryadı basıyorlar, bu müslümanlar adam öldürüyor! Bunlar barbarlar diye. Kendilerinin son elli yılda öldürdükleri müslümanın sayısını bile bilmek mümkün değildir. Kendileri oluk oluk müslüman kanı akıtırken, müslümanları yok etmek ve öldürmek için silahlanırken, müslümanları silahtan tecerrüt etmeye çalışıyorlar. Bu kafilerin her çağda tek hedefleri yeryüzünde İslâm’ın ve müslümanların mevcut olmamasıdır. İslâm’ın ve müslümanın varlığı bu kâfirlerin korkulu rüyasıdır. Bunlar şunu kesinlikle biliyorlar ki, yeryüzünde İslam varsa küfür asla yaşayamaz. Yeryüzünde az da olsa bu dine inanan, bu sistemi uygulayan, Allah’a inanan bir Müslüman topluluk bulundukça onlar bâtıl yollardan, zulüm ve fesatlarından asla emin olamazlar. Çünkü müslümanın varlığı gecenin zifiri karanlığını ortaya çıkaran gündüzün varlığı gibidir. Onun içindir ki kâfirler yeryüzünde bir tek müslümanın varlığına bile tahammül edemezler ve şu anda tüm çıplaklığıyla müşahede ettiğimiz gibi müslümanları yok etmek için ellerinden gelen her şeyi yapmaktadırlar. Hattâ yeryüzünde bir tek Müslüman kalmayıncaya kadar bizim savaşımız sürecektir diyor adamlar. Bu savaş kıyâmete kadar sürecektir. İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana bu hep böyle olmuştur. Bu birinci gerçek. Yine tarih boyunca değişmeyen ikinci bir gerçek daha vardır. O da Hz. Adem bu yana hiç değişmeyen bu iman-küfür savaşında Allah’a iman eden, Allah safında yer alan müminlerin sayısı her zaman az olurken, Allah’la, Allah’ın diniyle, Allah’ın sistemi ve Allah safında yer alan mü’minlerle savaşa tutuşanlar, Allah taraftarlarına hayat hakkı tanımayan kâfirler sayısal yönden, güç yönünden her zaman fazla olmuştur. Tarihte iman ve küfür cephesinin ilk oluştuğu Hz. Adem torunlarından Hz. Nuh döneminden günümüze kadar çok az istisnai durumlar hariç bu hep böyle olmuştur. Kâfirler mü’minlerin üç-beş katı olmuşlardır. Kâfirler karşısında iman cephesi gerek sayısal, gerek ekonomik, gerek siyasal ve gerekse askeri güç olarak hep azınlıkta olmuşlardır. Rabbim işte bu azınlıkta olanlara şöyle buyurmuştur Ey kullarım, ey benim mü’min kullarım, ey tercihlerini benden yana kullanan, iradelerini bana teslim eden kullarım. Haydin benim ve dinim uğrunda, benim ve sizin düşmanlarınızla, benim safımda, benim desteğimde savaşın. Size hayat hakkı tanımayanların yeryüzün-de fitne ve fesatları bitene kadar onlarla savaşın. Siz benim emrimle yürüyün, ben sizin arkanızdayım. Endişe etmeyin, ben sizi mutlak galip getireceğim. Bakın bundan sonraki âyetlerinde de bu konuyu şöyle gündeme getirir. Yeryüzünde güçlerine, kuvvetlerine güvenerek Allah’a kafa tutan, Allah taraftarlarına hayat hakkı tanımayan kâfirlerin Allah safında yer alan mü’minler karşısında mutlak akıbetlerini gözler önüne seren bir âyet. Safında yer alan mü’minlere destek, kâfirlere de müthiş bir tehdit oluşturan bir âyetle söze başlıyor Rabbimiz. Ama yine Rahmeti bol olan Rabbimizin sonsuz rahmeti, merhameti gereği kâfirlerin kiminle savaştıkları konusunda akıllarını başlarına getirici ve kesin helâk olacakları Rableriyle tutuştukları bu savaştan vazgeçirici bir muhtıra, bir ültimatom, bir uyarıdır bu. Müslümanlara da, ey müslümanlar, sizler kiminle beraber olduğunuzu, kimin safında savaştığınızı, kimin desteğinde olduğunuzu iyi anlayın, her şart altında Allah’ın mutlak galip geleceğini iyi bilin de kâfirlerle her şart altında savaştan geri durmayın. Böyle bir savaşta zâhirî güç ve kuvvet sahiplerinin yanında değil de yalnız Allah safında yer alın diyen bir âyet. Bakın Allah şöyle buyuruyorBir sonraki ayet “Râbbenê inneke cêmi’ûn-nêsi li-yevmin lê râybe fî’h” Geleceğinden kuşku duyulmayan o günde sen insanlığı bir araya toplayacaksın ey Rabbimiz “innAllâhe lê yûğlifûl mî'âd;” Hiç kuşku yok ki Allah vaadinden sözünden dönmez, caymaz. Bu duayı öğrettikten sonra Rabbimiz nasıl bir yürekle kendisine yakaracağımızı, aslında vahye doğru yaklaşabilmek için gerekli olan yüreğe nasıl sahip olacağımızın yöntemini gösterdikten sonra şimdi bu yüreğe sahip olamadıkları için inkâr edenlerin durumuna geçiyor ve diyor ki;Bir sonraki ayet 7 Kur'an'daki tüm dua âyetlerinin maksadı Allah'tan istemeyi öğretmektir.
KuranÂLİ İMRÂN Suresi173. Ayetiالَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُواْ لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُواْ حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُellezîneonlar, o kimseler kikâlededilehumonlara, onlar içinen nâsuinsanlarinne en nâsemuhakkak ki insanlarkad cemeûtoplanmışlardılekumsizin içinfe ahşev-humartık onlardan korkunfe zâde-humo zaman onların arttıîmânenîmânve kâlûve dedilerhasbunâ allâhuAllah kâfidirve ni'me el vekîluve ne güzel vekil Abdulbaki GölpınarlıÖyle kişilerdir onlar ki halk, kendilerine, bütün insanlar, aleyhinizde birleşti, korkun onlardan dedi de bu söz, onların inancını arttırdı ve Allah yeter bize, ne de güzel vekildir o ParlıyanO inananlar ki, başka insanlar tarafından “Bakın size karşı bir ordu toplanmış, onlardan korkun ve korunun” denince bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diye cevap UğurBir kısım insanlar, müminlere "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" Hulusi"Sizinle savaşmak için bir ordu oluşturdular, korkun onlardan" dediklerinde; bu haber onların bilakis imanını arttırdı da şöyle cevapladılar "Allâh yeter bize, O ne güzel Vekiyl'dir!"Ahmet TekinBir kısım insanlar mü’minlere'İnsanlar, düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun' dediklerinde, bu onların imanlarını artırdı.'Allah bize yeter, o ne güzel hâmi, ne güzel güvencedir' Varol Onlar ki, bazı kimseler kendilerine 'İnsanlar size karşı toplandılar, onlardan korkun' dediklerinde bu onların imanlarını artırdı ve 'Allah bize yeter o ne güzel vekildir' BulaçOnlar, kendilerine insanlar "Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" Fikri YavuzOnlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine “- Düşmanlarınız size karşı ordu hazırladı, o halde onlardan korkun.” dedi de bu söz onların imanını artırdı ve üstelik “- Allah bize kâfidir ve O ne güzel vekildir”, BayraklıBir kısım insanlar, müminlere, “Düşmanlarınız size karşı asker topladılar, sakının onlardan!” dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve “Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir!” SadakInsanlar onlara Dusmaniniz olan insanlar size karsi bir ordu topladilar, onlardan korkun» dediler. Bu, onlarin imanini artirdi da Allah bize yeter. O ne guzel Vekil'dir» YıldırımOnlar ki, kendilerine bazı kimselerin, Düşmanınız olan insanlar size karşı ordu toplayıp hazırladılar, aman onlardan korkun !» demeleri, onların ancak imânını artırdı da, Allah bize yeter, O ne güzel Vekîl'dir koruyucu ve gözetici, yardım edici ve sahip akıcıdır!» KülünkoğluO inananlar öyle kimselerdi ki insanlar onlara “Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun.” dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.”Diyanet İşleri eskiİnsanlar onlara 'Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun' dediler. Bu, onların imanını artırdı da 'Allah bize yeter. O ne güzel Vekil'dir' VakfiBir kısım insanlar, müminlere Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» YükselOnlar ki insanlar kendilerine, 'Halk size karşı birleşip harekete geçmis; korkun onlardan,' dediklerinde, bu onların ancak imanını arttırır ve şöyle derler 'Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur.'Elmalılı Hamdi Yazıronlar ki nâs kendilerine haberiniz olsun nas sizin için tahşidat yaptılar onun için onlardan korkun dediler de bu kendilerinin imanlarını artırdı Allah yetişir bize o ne güzel vekil» dedilerElmalılı sadeleştirilmişOnlar ki, insanlar kendilerine Haberiniz olsun, düşmanlarınız size saldırmak için toplandılar, onun için onlardan korkun!» dediler. Bu, onların imanını artırdı ve Bize Allah yetişir; O, ne güzel vekildir!» sadeleştirilmiş - 2İnsanlar onlara Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun.» dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler Allah bize yeter. O ne güzel vekildir».Fizilal-il KuranO kimseler ki, insanlar kendilerine Düşmanlarınız size saldırmak için yığınak yaptılar, onlardan korkmalısınız» dediklerinde, bu sözden imanları daha güçlenerek 'Allah bize yeter, O ne güzel bir vekildir» OnanOnlar kendilerine insanlar "Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde inançları artanlar ve "Tanrı bize yeter, O ne güzel vekildir" Basri ÇantayOnlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, o halde onlardan korkun» dedi de bu söz onların îmaanını artırdı ve Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir dediler. Hayrat Neşriyat Onlar ki, bir kısım insanlar kendilerine 'Şübhesiz insanlar düşmanlarınız, gerçekten size karşı toplandılar; işte onlardan korkun!' dediler de bu onların îmanlarını artırdı ve 'Allah bize yeter! Ve O ne güzel Vekîldir!' KesirOnlar ki Bir takım kimseler kendilerine; düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini topladılar onlardan korkun dedikleri zaman, bu haber onların imanını artırır da, Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir, Çelikİnsanlar onlara, “Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun” dediler. Bu, onların imanını artırdı da, “Allah bize yeter. O pek de güzel bir vekildir” EsedO inananlar ki başka insanlar tarafından, "Bakın, size karşı bir ordu toplanmış, onlardan kendinizi koruyun!" şeklinde uyarılmışlardı, ama bu, onların sadece imanını arttırdı ve "Allah bize kafidir; O, ne mükemmel bir koruyucudur!" diye cevap verdiler;Ömer Nasuhi BilmenOnlar ki, nâs onlara Halk sizin için kuvvet topladılar, artık o düşmanlardan korkunuz dediler de bu onların imânını artırdı ve Allah Teâlâ bizlere kâfidir ve O ne güzel vekîldir,» ÖngütOnlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine “Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!” dediklerinde, bu söz onların imanını arttırdı ve üstelik “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” PirişOnlara bazı kimseler -İnsanlar sizinle savaşmak için toplandı; onlardan korkun! dediklerinde bu onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diye karşılık YıldırımOnlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun." dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmış ve "Hasbunallah ve ni’me’l-vekil" "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!" AteşOnlar ki, halk kendilerine "Düşman İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!" deyince, bu söz, onların imanını artırdı. Ve "Allâh bize yeter, O, ne güzel vekildir." KuranOnlar, kendilerine insanlar Size karşı insanlar toplan dılar, artık onlardan korkun» dedikleri halde, buna rağmen imanları artanlar ve Allah bize yeter, O ne güzel vekildir» ŞimşekOnlar öyle kimselerdir ki, halk onlara 'İnsanlar size karşı toplandı; onlardan korkun' dediği zaman, bu onların imanını arttırdı ve dediler ki 'Bize Allah yeter; ne güzel vekildir O.'Yaşar Nuri ÖztürkO müminler ki, insanlar kendilerine, "Halk size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!" dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler "Allah bize yeter. Ne güzel Vekîl'dir O!" En çok arananlar kelimelerEn çok okunan hakkında33 farklı kuran mealini aynı anda okumanızı ve kıyaslamanızı sağlar, Kuran ayetlerinin Arapçasını okunaklı şekilde sunar. Arapça okunuşlarını Türkçe seslendirme karşılığıyla birlikte görebilmenize yarar. Hepsinden önemlisi, Çok uzun çalışmalar sonucu özel olarak geliştirilmiş arama motoru ile; Tüm kuran meallerini ve arapça karşılıklarını doğru ve hızlı şekilde aramanızı sağlar.
Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an MealiBir kısım insanlar, müminlere, "Düşmanlarınız size karşı asker topladılar, sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir!" Okuyan Kur’an Meal-TefsirBir kısım insanlar, müminlere "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman onlardan sakının!" dediklerinde, bu durum onların müminlerin imanlarını artırmış* ve "Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir güven kaynağıdır!" demişlerdi. Edip Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiOnlar ki insanlar kendilerine, "Halk size karşı birleşip harekete geçmiş; korkun onlardan" dediklerinde, bu onların ancak onaylamasını arttırır ve şöyle derler "Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur.""İnsanlar size karşı toplandılar, onlara derin saygı duyun." diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da artırdı "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.*" Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiBunlara yolda bazı kimseler şöyle dediler "İnsanlar size karşı toparlandı, onlardan korkun". Bu söz imanlarını artırdı ve şöyle dediler "Allah bize yeter. O asla güveni boşa çıkarmaz!"Ali Rıza Safa Kur'an-ı Kerim Gerçekİnsanlar, "Size karşı insanlar topladılar; artık onlardan korkun!" dediklerinde inançları arttı ve şöyle dediler "Allah, bize yeterlidir. Çünkü O, ne güzel Koruyucudur!"*Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’anOnlar ki, malum insanlar kendilerine "Bakın, düşmanlarınız size saldırı için toplandı, onlardan korkun!" demişlerdi de, işte bu onların imanını artırmış ve şöyle cevap vermişlerdi "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!"Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiO müminler ki, insanlar kendilerine, "Halk size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!" dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler "Allah bize yeter. Ne güzel Vekil'dir O!"Ali Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıOnlar, kendilerine insanlar "Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" sadeleştirilmiş Onlar ki, insanlar kendilerine "Haberiniz olsun, düşmanlarınız size saldırmak için toplandılar, onun için onlardan korkun!" dediler. Bu, onların imanını artırdı ve "Bize Allah yetişir; O, ne güzel vekildir!" Esed Kur'an MesajıO inananlar ki başka insanlar tarafından, "Bakın, size karşı bir ordu toplanmış, onlardan kendinizi koruyun!" şeklinde uyarılmışlardı, ama bu, onların sadece imanını arttırdı ve "Allah bize kafidir; O, ne mükemmel bir koruyucudur!" diye cevap verdiler;Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe MealiOnlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce Mealionlar ki nas kendilerine haberiniz olsun nas sizin için tahşidat yaptılar onun için onlardan korkun dediler de bu kendilerinin imanlarını artırdı "Allah yetişir bize o ne güzel vekil" dedilerSüleyman Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiOnlar ki, halk kendilerine "Düşman İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!" deyince, bu söz, onların imanını artırdı. Ve "Allah bize yeter, O, ne güzel vekildir." kendilerine insanlar "Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde inançları artanlar ve "Tanrı bize yeter, O ne güzel vekildir" Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimOnlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine "düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, o halde onlardan korkun" dedi de bu söz onların imaanını artırdı ve "Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir ki Bir takım kimseler kendilerine; düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini topladılar onlardan korkun dedikleri zaman, bu haber onların imanını artırır da, Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir, Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe AnlamıOnlara bazı kimseler -İnsanlar sizinle savaşmak için toplandı; onlardan korkun! dediklerinde bu onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diye karşılık Yıldırım Kuran-ı Kerim ve MealiOnlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun." dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmış ve "Hasbunallah ve ni'me'l-vekil" "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!" Hulusi Türkçe Kur'an Çözümü"Sizinle savaşmak için bir ordu oluşturdular, korkun onlardan" dediklerinde; bu haber onların bilakis imanını arttırdı da şöyle cevapladılar "Allah yeter bize, O ne güzel Vekiyl'dir!"Edip Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran ÇevirisiOnlar ki insanlar kendilerine, 'Halk size karşı birleşip harekete geçmis; korkun onlardan,' dediklerinde, bu onların ancak imanını arttırır ve şöyle derler 'Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur.'Erhan Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'an"İnsanlar size karşı toplandılar, onlara derin saygı duyun." diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da artırdı "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.*" Khalifa The Final TestamentWhen the people say to them, "People have mobilized against you; you should fear them," this only strengthens their faith, and they say, "GOD suffices us; He is the best Protector."The Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationThe ones who the people said to them "The people have gathered against you, so be concerned by them," but it only increased their faith and they said "God is sufficient for us, and He is the best to put our trust in."Edip-Layth Quran A Reformist TranslationThe ones who the people said to them "The people have gathered against you, so be fearful of them," but it only increased their acknowledgement and they said, "God is enough for us, and He is the best defender."
الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ Ellezıne kale lehümün nasü innen nase kad cemeu leküm fahşevhüm fe zadehüm ımana ve kalu hasbünellahü ve nı’mel vekıl Kelime Okunuşu Anlamı Kökü الَّذِينَ elleƶīne onlar ki لَهُمُ lehumu kendilerine النَّاسَ n-nāse Düşman İnsanlar جَمَعُوا cemeǔ ordu toplamışlar فَاخْشَوْهُمْ feḣşevhum onlardan korkun فَزَادَهُمْ fezādehum bu söz onların artırdı وَقَالُوا ve ḳālū ve dediler ki حَسْبُنَا Hasbunā bize yeter وَنِعْمَ ve niǎ’me ve ne güzel الْوَكِيلُ l-vekīlu vekildir Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı Öyle kişilerdir onlar ki halk, kendilerine, bütün insanlar, aleyhinizde birleşti, korkun onlardan dedi de bu söz, onların inancını arttırdı ve Allah yeter bize, ne de güzel vekildir o dediler. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan O inananlar ki, başka insanlar tarafından "Bakın size karşı bir ordu toplanmış, onlardan korkun ve korunun" denince bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diye cevap verdiler. Adem Uğur Adem Uğur Bir kısım insanlar, müminlere "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler. Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi "Sizinle savaşmak için bir ordu oluşturdular, korkun onlardan" dediklerinde; bu haber onların bilakis imanını arttırdı da şöyle cevapladılar "Allâh yeter bize, O ne güzel Vekiyl’dir!" Ahmet Varol Ahmet Varol ’Allah bize yeter o ne güzel vekildir’ dediler. Ali Bulaç Ali Bulaç Onlar, kendilerine insanlar "Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir. Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine "- Düşmanlarınız size karşı ordu hazırladı, o halde onlardan korkun." dedi de bu söz onların imanını artırdı ve üstelik "- Allah bize kâfidir ve O ne güzel vekildir", dediler. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı Bir kısım insanlar, müminlere, “Düşmanlarınız size karşı asker topladılar, sakının onlardan!” dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve “Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir!” dediler. Bekir Sadak Bekir Sadak Insanlar onlara Dusmaniniz olan insanlar size karsi bir ordu topladilar, onlardan korkun» dediler. Bu, onlarin imanini artirdi da Allah bize yeter. O ne guzel Vekil’dir» dediler. Celal Yıldırım Celal Yıldırım Onlar ki, kendilerine bazı kimselerin, Düşmanınız olan insanlar size karşı ordu toplayıp hazırladılar, aman onlardan korkun !» demeleri, onların ancak imânını artırdı da, Allah bize yeter, O ne güzel Vekîl’dir koruyucu ve gözetici, yardım edici ve sahip akıcıdır!» dediler. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu O inananlar öyle kimselerdi ki insanlar onlara “Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun.” dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.” Diyanet İşleri Diyanet İşleri Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler. Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı Bir kısım insanlar, müminlere Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» dediler. Edip Yüksel Edip Yüksel Onlar ki insanlar kendilerine, "Halk size karşı birleşip harekete geçmiş; korkun onlardan" dediklerinde, bu onların ancak onaylamasını arttırır ve şöyle derler "Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur." Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır İnsanlar onlara Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun.» dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler Allah bize yeter. O ne güzel vekildir». Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran O kimseler ki, insanlar kendilerine Düşmanlarınız size saldırmak için yığınak yaptılar, onlardan korkmalısınız» dediklerinde, bu sözden imanları daha güçlenerek ’Allah bize yeter, O ne güzel bir vekildir» dediler. Gültekin Onan Gültekin Onan Onlar kendilerine insanlar "Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde inançları artanlar ve "Tanrı bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir. Harun Yıldırım Harun Yıldırım Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar kendilerine "Muhakkak ki insanlar size karşı ordu topladı; onlardan korkun!" dediklerinde bu onların imanını artırdı da "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir!" dediler. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay Onlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, o halde onlardan korkun» dedi de bu söz onların îmaanını artırdı ve Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir dediler. Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat Onlar ki, bir kısım insanlar kendilerine `Şübhesiz insanlar düşmanlarınız, gerçekten size karşı toplandılar; işte onlardan korkun!` dediler de bu onların îmanlarını artırdı ve `Allah bize yeter! Ve O ne güzel Vekîldir!` dediler. İbn-i Kesir İbn-i Kesir Onlar ki Bir takım kimseler kendilerine; düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini topladılar onlardan korkun dedikleri zaman, bu haber onların imanını artırır da, Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir, derler. İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Onlar öyle inanmış kimselerdir ki kendilerine "İnsanlar sizin Bedir yenilgisinin intikamı için toplanmış, korkun!" diyen insanların propagandalarına karşı, onların imanları artmış ve "Allah bize yeter, O ne güzel güvenilecek bir dayanaktır" diyerek karşı koymuşlardır. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr O ahsen kimseler ki, insanlar onlara "Muhakkak ki, insanlar, sizin için size saldırmak için toplandılar. Artık onlardan korkun." dedikleri zaman, bu söz, onların îmânını artırdı. Ve "Allah bize kâfîdir ve O, ne güzel vekildir." dediler. Kadri Çelik Kadri Çelik İnsanlar onlara, "Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da, "Allah bize yeter. O pek de güzel bir vekildir" dediler. Muhammed Esed Muhammed Esed O inananlar ki başka insanlar tarafından, "Bakın, size karşı bir ordu toplanmış, onlardan kendinizi koruyun!" şeklinde uyarılmışlardı, ama bu, onların sadece imanını arttırdı ve "Allah bize kafidir; O, ne mükemmel bir koruyucudur!" diye cevap verdiler; Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Onlar ki, malum insanlar kendilerine "Bakın, düşmanlarınız size saldırı için toplandı, onlardan korkun!" demişlerdi de, işte bu onların imanını artırmış ve şöyle cevap vermişlerdi "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen Onlar ki, nâs onlara Halk sizin için kuvvet topladılar, artık o düşmanlardan korkunuz dediler de bu onların imânını artırdı ve Allah Teâlâ bizlere kâfidir ve O ne güzel vekîldir,» dediler. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!" dediklerinde, bu söz onların imanını arttırdı ve üstelik "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler. Sadık Türkmen Sadık Türkmen Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını arttırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler. Seyyid Kutub Seyyid Kutub O kimseler ki, insanlar kendilerine Düşmanlarınız size saldırmak için yığınak yaptılar, onlardan korkmalısınız» dediklerinde, bu sözden imanları daha güçlenerek ’Allah bize yeter, O ne güzel bir vekildir» dediler. Suat Yıldırım Suat Yıldırım Onlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun." dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmış ve "Hasbunallah ve ni’me’l-vekil" "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!" demişlerdir. Süleyman Ateş Süleyman Ateş Onlar ki, halk kendilerine "Düşman İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!" deyince, bu söz, onların imanını artırdı. Ve "Allâh bize yeter, O, ne güzel vekildir." dediler. Şaban Piriş Şaban Piriş Onlara bazı kimseler -İnsanlar sizinle savaşmak için toplandı; onlardan korkun! dediklerinde bu onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diye karşılık verdiler. Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Onlar, kendilerine insanlar Size karşı insanlar toplan dılar, artık onlardan korkun» dedikleri halde, buna rağmen imanları artanlar ve Allah bize yeter, O ne güzel vekildir» diyenlerdir. Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk O müminler ki, insanlar kendilerine, "Halk size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!" dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler "Allah bize yeter. Ne güzel Vekîl’dir O!" Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce Men said to them "A great army is gathering against you" And frightened them But it only increased their Faith They said "For us Allah sufficeth, and He is the best disposer of affairs."
Duaların kabul olması için okunur Kur'anı Kerimdeki Bütün Harfler ALİ İMRAN Suresi 154. ayeti Kerimesinin içerisinde bulunmaktadır. Ayeti Kerime Olduğuından Abdestli Olarak Okunmalı. اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِبِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِEûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَى طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ الأَمْرِ مِن شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِي أَنفُسِهِم مَّا لاَ يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الأَمْرِ شَيْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَاهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللّهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحَّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿١٥٤﴾ Summe enzele aleykum min ba’dil gammi emeneten nuâsen yagşâ tâifeten minkum, ve tâifetun kad ehemmethum enfusuhum yezunnûne billâhi gayral hakkı zannel câhiliyyehcâhiliyyeti, yekûlûne hel lenâ minel emri min şey’şey’in, kul innel emre kullehu lillâhlillâhi, yuhfûne fî enfusihim mâ lâ yubdûne lekleke, yekûlûne lev kâne lenâ minel emri şey’un mâ kutilnâ hâhunâ, kul lev kuntum fî buyûtikum le berezellezîne kutibe aleyhimul katlu ilâ medâciihim, ve li yebteliyallâhu mâ fî sudûrikum ve li yumahhısa mâ fî kulûbikum, vallâhu alîmun bi zâtis sudûrsudûri. Meali Sonra o kederin arkasından size içinizden bir zümreyi saran bir güven, bir uyku indirdi; diğer bir zümre ise kendi dertlerine düşmüş, Allah'a karşı cahiliyye kanaatine benzeyen gerçek dışı bir kanaat besliyorlar Bizim yapacağımız bir şey var mı?» diyorlardı. De ki Şüphesiz, bütün iş Allah'ındır.» Onlar, içlerinde sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar, Bizim bu işte görüşümüz alınsaydı burada öldürülüp gitmezdik» diyorlar. De ki Evinizde bile olsaydınız öldürülmesi takdir edilmiş bulunanlar çaresiz yine çıkıp ölecekleri yerleri boylayacaklardı. Allah içinizdekileri yoklamak ve yüreklerinizdekini meydana çıkarmak için bunu başınıza getirdi. Allah sinlerin özünü bilir. Kaynak Kaynak Ahmet Ziayuddin Gümüşhanevi hz leri, Mecmuatül Ahzap. Cübbeli Ahmet Hoca Efendi
ali imran 173 ayet fazileti